Cumhurbaşkanı sorusuna cevap

Genelkurmay BaşkanıYaşar Büyükanıt, basın toplantısı sonrasında gazetecilerin Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı adaylığınına ilişkin soruları değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı sorusuna cevap
Cumhurbaşkanı sorusuna cevap
GİRİŞ 12.04.2007 15:40 GÜNCELLEME 12.04.2007 15:40

 Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, seçilecek cumhurbaşkanının aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) de başkomutanı olduğunu belirterek, "Hem vatandaş hem TSK'nın bir personeli olarak cumhuriyetin temel değerlerine sözde değil özde bağlı olan bir kişinin cumhurbaşkanı seçilecek olmasını umut ediyoruz" dedi.


Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda düzenlediği basın bilgilendirme toplantısının son bölümünde, cumhurbaşkanı seçimine ilişkin görüşlerini dile getirdi. Konuşması bittiğinde ilk olarak hangi sorunun sorulacağını bildiğini kaydeden Orgeneral Büyükanıt, o konudaki görüşlerini açıklamak istediğini söyledi.


Orgeneral Büyükanıt, şöyle devam etti: "Şimdiye kadar bu konuda hiçbir şekilde, hiçbir zeminde, hiç kimseyle konuşmadım. Bir hususu belirtmek istiyorum: Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yalnız basın mensupları değil Türk milleti de yakından tanıyor. Bizim temel düşünce yapımızı, inandığımız temel değerleri, cumhuriyet ilkelerine, laiklik ilkesine bağlılığımızı bilmeyen kimse yoktur herhalde. Olamaz... Bu konulardaki hassasiyetimizi Türk milleti biliyor. Onun için bunları tek tek saymaya gerek yok. Bu değerler manzumesine sahibiz. Bir diğer önemli husus, seçilecek cumhurbaşkanı aynı zamanda TSK'nın başkomutanıdır.


Bu yönüyle TSK'yı yakından ilgilendirmektedir. Biz hem cumhurbaşkanımızın hem de aynı zamanda başkomutanımızın Silahlı Kuvvetler ve Türk milletinin sahip olduğu cumhuriyetin temel değerlerine, anayasamızda ifadesini bulan laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti idealine, devletin üniter yapısına bağlı ama sözde değil özde, bunu davranışlarına yansıtacak şekilde bir cumhurbaşkanının oraya seçileceğine olan inancımı belirtmek istiyorum. Tabii ki yasal mevzuatı, anayasayı, hukuku, cumhurbaşkanı nasıl seçiliyor, bunların hepsini biliyoruz.


Hem vatandaş hem TSK'nın bir personeli olarak cumhuriyetin temel değerlerine sözde değil özde sahip olan bir kişinin cumhurbaşkanı seçilecek olmasını umut ediyoruz. Bunu biz bilemeyiz. Karar Meclis'in kararıdır. Cumhurbaşkanlığı konusunda zaten bundan başka da bir şey söyleme durumunda değilim. Hukuken de hakka sahip değilim."


Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, 14 Nisanda Ankara'da yapılacak miting ve yürüyüşle ilgili olarak, "Yasal olarak izin alınmışsa, şiddete başvurmayan sadece düşüncelerin açıklanacağı bir toplantıdan ürkmek anlaşılır bir şey değildir. Eğer usulüne göre yapılmışsa hiç kimsenin rahatsız olmaması gerekir" dedi.

Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Orgeneral Büyükanıt'a yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle: Soru: "Cumhuriyetin temel değerlerine sözde değil özde bağlı bir cumhurbaşkanı seçilmesini umut ediyorum" dediniz. Bundan bir kuşkunuz mu var? Cevap: Yok, hayır. Niye kuşkum olsun? Türkiye'de bu uzun zamandır bir tartışma konusudur. Ben de diyorum ki, bu niteliklere haiz birisinin oraya seçilmesini umut ediyoruz. Soru: Belli adayların ismi dolaşıyor ortalıkta.

Hele bir tanesi ön planda. Onlar sizin bu tanımınıza uyuyorlar mı? Cevap: Sizden şunu istirham ediyorum: Ben kişiler bazında konuşmuyorum. Sonuçlandığı zaman ancak konuşurum. Sonuçlanmadı. Sonuçlanmadan benim bu konuda bir yorum yapmam sanıyorum doğru olmaz. Kusura bakmayın. Soru: Seçilecek şahsın bu kriterlere uyup uymadığına nasıl karar vereceksiniz? O anda Meclis cumhurbaşkanını seçmiş olacak... Cevap: İstirhamım şu: Cumhurbaşkanlığı ile ilgili konudaki düşüncemi söyledim. Bunun üzerine daha fazla yorum yapmak istemiyorum.

-ÖZKÖK'ÜN AÇIKLAMALARI-

Soru: Sizden önceki Genelkurmay Başkanımız Hilmi Özkök'ün dün Anadolu Ajansı'na bir açıklaması oldu. Öncelikle şunu söylemek istiyorum, biz Türk Silahlı Kuvvetleri'ni koordineli ve planlı bir kurum olarak tanıyoruz. Sizlerin arasında bir koordinasyon var mıydı? Sizinle Hilmi Özkök arasında bir koordinasyon var mıydı? Sizin basın toplantınızdan bir gün önce böyle bir açıklama yapacağını biliyor muydunuz? Bunu nasıl değerlendireceksiniz? Hilmi Özkök, Özden Örnek Paşa'nın günlüğüyle ilgili 'bu iddialara da saygı duymak lazım' ifadesini kullanıyor açıklamada... Cevap: Sayın komutanımızla benim herhangi bir temasım olmadı.

Dün gece başka konularda çalıştım, hatta televizyon bile izlemedim. Sabah gazetede okudum. Bunu samimi olarak itiraf ediyorum. Zaman zaman tabii ki konuşuyoruz. Ama bu konuda herhangi bir temasımız olmadı. Sabah evden çıkmadan önce gazeteyi açtım, gazetede gördüm. Bunun değerlendirmesini ben yapmak istemem. O düşünceler tabii ki kendisine aittir ve saygı duyarım. Şu anda görevde ve sorumlu bir kişiyim.

Her attığım adım yasalar çerçevesinde olmalı. Hukuken doğru olmalı. Yanlış adım atmamalıyım. Onun için de hukukun genel kapsamı içinde dediğim gibi şu anda elimizde hiçbir bilgi ve belge yok. Tek bir tane belge ve bilgi yok. Dolayısıyla elimize bilgi ve belge gelmeden hiçbir şey yapmamız mümkün değildir. 'Ama bilgi ve belgede o yer alan bölümleri ispat ederim' diyor. O zaman belgeleri ortaya koyar, bu belgeleri bizlere dayanarak da neyi öngörüyorsa o yapılır. Başka bir şansınız yok, onu yapmak zorundasınız.

Soru: Aslında Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili görüşlerinizi söylediniz ama, şu soruyu sormadan geçemeyeceğim. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde subay eşlerinin türban takması yasaktır. İhlal ettiği takdirde Silahlı Kuvvetler'den ihraç ediliyor. Acaba TSK'nın başkomutanının eşi türbanlı olursa başkomutanın altında çalışan subay, astsubay ve komutanların tavrı, bakış açıları nasıl olur? Cevap: Cumhurbaşkanlığı konusunu bitirdim, ama sorunuzu aldım. Teşekkür ederim.

-SINIR ÖTESİ OPERASYON-

Soru: Açıklamalarınızda dikkat çeken bir ifade de sınır ötesi operasyon konusunda oldu. 'Operasyon yapılmalı' dediniz, ancak, açıklamanızın hemen devamında eklediniz 'siyasi karar ortaya çıkarsa, görev verildiğinde', daha sonra devam ettiniz, 'yasal olarak verildiğinde' dediniz. TSK'nın bir operasyon yapma kabiliyetine haiz olduğunu kaydettiniz. Daha önce bir operasyon konusunda size bir talimat verildi, yasaya mı uygun olmadı, yoksa daha önce benzer bir şekilde sizin bir talebiniz oldu ya da operasyon konusunda yetki almamanız söz konusu oldu mu? Cevap: Yasal derken şunu kastettim:

Türkiye hudutları dışında bir askeri harekat yapmak, uluslararası anlaşmalara bağlı bir harekat değilse, NATO kapsamında, BM kapsamında değilse, Meclis'in onayına tabidir, anayasa gereği... Yasal olarak bunu kastettim. Yani yasal olarak bu yetkiyi bize verirse bu operasyonu biz yaparız, başarılı oluruz dedim. Soru: 2002 ile 2006 arasında TSK'yı yıpratma kampanyasına örnek verirken Şemdinli'den başlayıp Atabey operasyonu, andıç, günlük, bütün bunları sayarken tek bir merkezden yönetildiğine mi inanıyorsunuz bunun?

Eğer öyleyse bunun yurtdışında yaşayan bir cemaat bağlantısı olabilir mi? 15 bin telefona mesaj geçilmesinden söz ettiniz. Bunu yapabilecek Türkiye'de sayılı kurum ve kuruluş var, bunda çok spesifik bir hedefiniz var mı? Bunları hükümetle paylaştınız mı? Cevap: Şunu ifade ediyorum: yalnız asker olarak değil insan olarak da sahip olduğum temel felsefenin en başında açıkça fikir sahibi olmadığım hiçbir konuda kimseye yafta yapıştırmam. Şimdi aklımızdan geçen ipuçları yok mu? Var, ama tek bir merkezden mi geçiliyor, iki merkezden mi, onun hakkında 'bilmiyoruz' diye cevap verebiliriz. Ama bazı ipuçlarının olduğunu siz de görüyorsunuz. Bunu da ifade edeyim.

-14 NİSANDA ANKARA'DA YAPILACAK MİTİNG VE YÜRÜYÜŞ-

Soru: Buraya gelmeden önce TBMM Başkanı Bülent Arınç basın toplantısı düzenledi. Orada şöyle bir şey soruldu. Kendisi, "14 Nisandaki yürüyüş, ADD tarafından düzenleniyor, başında Eruygur Paşa var, hakkında darbe yapacağı yönünde iddialar var. Bu iddialar çok ciddi. Bu nedenle miting tartışmalı hale geliyor" dedi. Siz bu miting ve yürüyüş hakkında ne düşünüyorsunuz? Cevap: Şimdi tabii benim yorum yapma yetkim yok.

Bu çeşit toplantı ve gösteriler kanunla düzenlenmiş durumda. Yasal olarak izin alınmışsa, şiddete başvurmayan, sadece düşüncelerin açıklanacağı bir toplantıdan ürkmek anlaşılır bir şey değildir yasal olarak yapılıyorsa. Kaldı ki Türkiye'de illegal çok gösteri yapılıyor. Terör örgütünün bayrakları açılıyor, bilmem ne yapılıyor... Ve benim bir vatandaş olarak benim yetkim de yok. O bir dernek, yasal prosedürü tamamlamış, yasalara uygun, şiddet içermeyen bir gösteri yapılıyorsa, ben buna demokratik bir girişim derim. Herkes demokratik hakkını kullanma, hakkına, hukukuna sahiptir.

Ben, bu olayın siyasi boyutu olarak bakmıyorum. Ben olaya hukuki açıdan bakıyorum. Eğer usulüne göre yapılmışsa hiç kimsenin rahatsız olmaması gerekir. Ama içeriği, şusu, busu onlar bizim görev alanımızda değil. Onlar için bir şey söyleyemem. Soru: Sayın Örnek ve Sayın Eruygur ile birebir hiç görüştünüz mü bu konuda? Nasıl bir imaj edindiniz? Cevap: Sadece bir kere eski Deniz Kuvvetleri Komutanımız Özden Örnek ile görüştüm. Kısa bir görüşme oldu. Onun dışında başka kimse ile görüşmedim. Üzgündü. 'Yasalara başvuracağım, mahkemeye vereceğim' dedi. 'Bunlar senin vatandaşlık hakların' dedim. O kadar...

-ANDIÇ-

Soru: Andıçın çalınması olayıyla ilgili olarak "asteğmen yakalandı" dediniz. Mahkeme karşısına çıkartıldı mı? Tutuksuz mu yargılanıyor? Cevap: Soruşturması devam ettiği için herhangi bir yorum yapma hakkına sahip değilim. Soru: Herhangi bir örgüt bağlantısına ulaştınız mı? Yanıt: Eğer ben buna cevap verirsem hep tenkit ettiğim şeyi kendim yapmış olurum. Çünkü, bir olay ortaya çıkıyor, hazırlık soruşturması başlıyor.

Bütün bilgiler gazetelerde... Bu yasal değil. Hazırlık soruşturması gizlidir. Dolayısıyla ben şunu açıkça söylüyorum ben asker olarak askeri adalet sistemini çok beğeniyorum. Sivil adalet sistemi konusunda bir şey söyleyemem, değerlendirme yapamam ama, askeri adalet sisteminde ben savcıyı çağırıp şunu soramam 'ne oluyor, ne dedi'... Çok açıklıkla ifade ediyorum, ne aldıkları ifadeleri gördüm, ne bir şey gördüm. Ben, hakim sınıfından adli müşavirimle görüştüm. Çünkü, onun görevi bana hukuki destek sağlamak. Onun dışında ne savcıyla ne hakimle ben görüşemem. İfadelerini almışlar, gazetelerden okuyorum. Dört saat sürmüş. Ben ne oldu, ne demiş bir şey sormadım. Soruşturma da devam ettiği için herhangi bir yorum da yapma imkanına sahip değilim.

-SINIR ÖTESİ HAREKAT-

Soru: TSK sınır ötesindeki bir harekat için Meclisten bir talepte bulundu da verilmedi mi? Yoksa siz bir siyasi iradeden bahsettiniz, böyle bir talebi oldu mu TSK'nın? Cevap: Hayır. Soru: Başbakan, Hilmi Özkök Paşa'ya 'hocam' diye hitap ederdi. Siz böyle bir hitaba maruz kaldınız mı? Cevap: Yok, hayır...

-"SÖYLETTİRENE BAKIYORUM"-

Soru: Kuzey Irak'taki liderlerden birinin Diyarbakır'a yönelik sözlerini anlatırken tanımlar yaptınız ve neden kaynaklandığını ifade ettiniz. Hepimiz de çok iyi anladık. Biraz önce bunu şımartan bir güçten bahsettiniz. Onların hangi güç olduğunu biliyoruz. Fakat, bu güç de uzun bir süre boyunca Türkiye'nin önemli müttefiki olarak tanımlandı.

Dolayısıyla, bu Kuzey Irak'taki mücadele bir taraftan hem Kuzey Irak'ta silahlı gruplarla veya siyasi otoriteyle devam ederken bir boyutuyla da bu şımartan güçle de devam edecek mi? Türkiye'nin o şımartan güce yönelik tepkisi, ton ve tarz olarak daha şiddetlenecek mi, şiddetlenmeli mi? Cevap: Şimdi eski görevlerim gereği bildiğim bir bölge. Her iki zatı da tanıyorum. Geldiğimiz noktaya da ibretle bakıyorum. Şimdi gerçekten bir kere sarf ettiği sözler çok seviyesizdir. Ama ben ona söylettirene bakıyorum, ona bakmıyorum.

Dolayısıyla ben şunu söyleyeyim her şeyden önce Irak'a bütün olarak baktığınız zaman en önemli tehlikelerden biri bölünme tehlikesi. Bölünürse kaça bölünür, üçe bölünür. Bakın bugün Irak Meclisinde patlama oldu, kaç kişi öldüğünü öğrenemedim, herhalde çok sayıda olması lazım. Parlamenterlerinin yemek yediği salonun altında patlamış. Bunlar artarak devam edebilir, böyle değerlendiriyorum. Bu üç grup, artık mantıklı olmamız lazım bir arada yaşamaları zor.

Çünkü araya kan girmiş. Sonradan bu gruplar, özellikle Sünni gruplarla Kürtler arasında da çatışmalar çıkabilir. Çünkü, Sünni gruplar, Kürtleri ABD'nin maşası olarak görüyor. Bir aralık gündeme geldi, Amerika Kuzey Irak'ta birlik oluşturup konuşlandırır mı? ABD orada birlik konuşlandırırsa arkasından terörü de çeker getirir oraya. Ondan sonra ayrı şeyler ortaya çıkar. Dolayısıyla, kısa vadede veya orta vadeli Irak'ta bir çözüm olabileceği kanaatinde değilim. Bunun daha kötüye gitme ihtimalini daha fazla görüyorum.

-NOTLAR-

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın basın toplantısı Genelkurmay Karargahı'nın "Orbay Salonu"nda gerçekleştirildi. Toplantıyı aralarında medya yöneticileri ve köşe yazarlarının da bulunduğu kalabalık bir gazeteci grubu izledi. Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Salih Zeki Çolak, girişte ve çıkışta salonun kapısında basın mensuplarını tek tek ellerini sıkarak karşıladı ve uğurladı.

Basın toplantısına Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cömert ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Işık Koşaner de katıldı. Basın toplantısı için salona gelen Orgeneral Büyükanıt, konuşmasına başlamadan önce kısa süreyle kuvvet komutanlarının arasına oturdu. Bu sırada basın mensuplarının yakından görüntü ve fotoğraf almalarına izin verildi.


İlişkili haberler:


Büyükanıt: Mayıstan sonraya dikkat


Sınır ötesi operasyon yapılmalı mı?


Org. Büyükanıt'tan Andıç yanıtı


Cumhurbaşkanı sorusuna cevap


E. Özkök'ten Org. Büyükanıt analizi

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Kılıçdaroğlu'dan olay 'adaylık' açıklaması! Partiye rest üstüne rest çekti, işte kararı...
Beşiktaş - Göztepe! CANLI