Hakan Fidan meselesi nedir? Ne değildir?
- GİRİŞ11.02.2015 07:41
- GÜNCELLEME12.02.2015 08:16
SORU: Hakan Fidan’ın Milletvekili adayı olmak için istifa etmesinin arkasında başka bir bit yeniği mi var? Erdoğan, kendisiyle ilgili, adaylık dışında bir rahatsızlık yaşadı da o yüzden mi böyle konuştu?
CEVAP: Zinhar yanlış. Erdoğan’ın Fidan’ın siyasete girmesini istememesinin nedeni, kendisinin de açıkladığı gibi, MİT’te üstlendiği görevi sürdürmesi arzusundan ibaret. Fidan’la ilgili başka bir sıkıntı olsaydı, adaylığına olumsuz baktığını ısrarlı bir şekilde söylemez, hatta siyasete girmesine hususiyetle destek verirdi.
SORU: Vaki olan hadise ile mikrofonlara yapılan açıklamalar bir danışıklı dövüş olduğuna mı işaret ediyor? Bir karar verildi, herkes rol paylaşımı yaptı ama asıl hikaye geri planda kotarıldı. Öyle mi?
CEVAP: Öyle değil. Meselenin gizli saklı hiçbir boyutu yok. Hakan Fidan adaylık için Erdoğan’dan müsaade istedi, Erdoğan “ben olumsuz bakıyorum olma” dedi ama nihai kararı Başbakan Davutoğlu’na bıraktı. Davutoğlu güçlü bir iradeyle Fidan’ın adaylığına yeşil ışık yaktı ve 7 Şubat’ta istifa kararı geldi. Yani meselenin bu yönünde de bir ‘muamma’ aramak lüzumsuz komplo teorilerine kapı aralamak olur.
SORU: Peki Hakan Fidan Erdoğan “hayır” dediği halde neden böyle hareket etti?
CEVAP: Bu sorunun cevabı Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarında saklı. Erdoğan Fidan’ın adaylığına karşı çıkmasına rağmen, bunu hem kendisine hem Davutoğlu’na söylemesine rağmen, nihai kararı Başbakan’a bıraktı. Yani “Olumsuz bakıyorum” demesine rağmen “izin vermiyorum” deyip kestirip atmadı. Hatta başbakanın bu konularda vereceği kararlara karışma hakkının olmadığını söyleyerek meselenin kalıcı bir iz-etki bırakması ihtimalinin önüne geçti.
SORU: Peki mesele bu kadar ise, muhalefetin hepsi birden neden ‘danışıklı dövüş’ ‘külahıma anlat’ modunda hareket etmeye devam ediyor?
CEVAP: Muhalefetin ayarları bozuldu da onun için. CHP’de, MHP’de, HDP’de kafalarında ve söylemlerinde tortulaşan ‘tek adam’ prototipini bozan bir durumla karşılaştıkları için kekeleyerek konuşmaya başladı. Davutoğlu’na ‘kukla’, Erdoğan’a ‘tek karar verici’ gözüyle baktıkları için ve topluma bunu büyük bir zevkle anlattıkları için, kolaycılığa kaçıp “biz bu işin böyle olduğuna inanmıyoruz” dediler, diyorlar. İşin aslına göre hareket etmeleri “Erdoğan tek adam” şablonunu bozacağı için kafa karıştırma çabası içine girdiler.
SORU: Peki Hakan Fidan MİT müsteşarlığını bırakıp siyasete girme kararını gerçekten neden verdi?
CEVAP: Kanaatimce şundan dolayı verdi. Davutoğlu ile Fidan arasında özel bir ilişki biçimi var. Rivayet olunur ki; 2007’de Davutoğlu, Başdanışmanlık görevini bırakıp üniversiteye dönme kararı aldığında dönemin Başbakanı Erdoğan, kendisinden yerine bakacak bir isim önerdi. Davutoğlu’nun verdiği o isim Hakan Fidan idi. O süreç içinde Fidan’ın TİKA Başkanlığı’ndan ayrılıp Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığına getirildiğini unutmuş olanlara hatırlatalım.
Öncesi de var. TİKA Başkanlığı döneminde Hakan Fidan, Ahmet Davutoğlu’nun mimari çerçevesini çizdiği dış politikaya uygun bir vizyonla bir Dünya markası haline getirmişti.
Geçen hafta yaptığımız yayında Başbakan, “yiğit bir adam” diye nitelendirdiği Hakan Fidan için yeni bilgiler de vermişti.
Mesela, “2008’de İsrail ile Suriye arasında arabuluculuk yapılırken, sağ tarafımda Hakan Fidan, sol tarafımda Feridun Sinirlioğlu oturuyordu” dedi.
Hakan Fidan, Erdoğan’ın güçlü bir siyasi irade koyduğu çözüm sürecinin ‘düşünsel mimarisini’ oluştururken de Davutoğlu vizyonundan ziyadesiyle yararlandı.
21 Mart 2013’te Öcalan’ın Diyarbakır’da okunan Nevruz mesajında vurgulanan (Ortadoğu’daki suni sınırlar, emperyalizmin bu coğrafyadaki halklar arasına yerleştirdiği suni bariyerler, İslam bayraktarlığı ile halkların yeniden bir araya gelebileceği fikri v.b) Davutoğlu’nun ‘ulusalcılıktan çıkış ve 100 yıllık parantezi kapatmak’ fikri ile uyumlu bir çizgide yer aldı.
Yani Fidan’ın milletvekili olarak yoluna devam etme kararının geri planındaki en önemli faktör, Yeni Anayasa, Yeni Türkiye gibi iddialarla dolu yeni yolculukta Davutoğlu’nun yanı başında durma arzusudur diyebiliriz.
Mehmet Acet - Haber7
Yorumlar1