Neden pervaneler gibi dönülen Kabe’ye teveccüh ediyor inananlar
- GİRİŞ12.03.2025 08:40
- GÜNCELLEME13.03.2025 09:08
Bu yazıyı yazıp yazmamakta tereddüt geçiriyorduk ki…
Gecenin bir vakti haber kanallarımızdan birinde “Ramazan Özel” programında konuşan popüler bir hocaefendinin peş peşe kurduğu iki çelişkili cümleyi duyduk.
Ve kararımızı değiştirdik.
***
Hele bir de o cümlelerin kurulduğu günden bir gün önce Mekke’de yaşanan olağan üstü hadiseye şahitlik edince yazıyı yazmaya karar verdik.
SUUDİ ARABİSTAN’IN 2030 VİZYONU SADECE DÜNYAYA AÇILMA PROJESİ DEĞİL
Bu köşeyi takip edenler mutlaka hatırlayacaktır. Suudi Arabistan’ın 2030 vizyonu kapsamında nasıl bir siyasi, ekonomik ve sosyolojik olarak değişim geçirdiğine ilişkin çok sayıda yazı yazdık.
Türkiye, Suudi Arabistan ilişkilerinin, ekonomiden, savunma sanayiine, askeri işbirliğinden, bölgesel işbirliğine, sosyolojiden, kültürel etkileşime kadar tüm boyutlarını mümkün olduğunca burada nakletmeye çalıştık.
2030 vizyonu çervevesinde Suud hükümetinin, “Dünyaya hızlı entegrasyon gerçekleştirirken Hicaz ve iki kutsal mescidin (Mescid-i Nebevi ve Beytullah) statü ve hukukunun korunacağı”na ilişkin açıklamalarını da burada kayıtlara geçirmiştik.
***
Bu hatırlatmaları yaptıktan sonra popülerliğiyle meşhur hocaefendinin kurduğu iki çelişkili cümle üzerinden size Hicaz’ı ve orada Müslümanlar için çok önemli hac ve umre ibadetine ilişkin son izlenimlerimizi aktarmak istiyoruz.
İKİ ÇELİŞKİ: HEM SIK GİTMEYİN DİYOR, HEM İMAM-I AZAM’IN 54 KEZ HACCA GİTTİĞİNİ SÖYLÜYOR
Önce, hocaefendinin çelişkili iki cümlesi:
Diyor ki ilk cümlesinde, “İnsanların bu kadar yokluk içinde olduğu bir dönemde, her yıl umreye gidilmemesi kararı alınabilir. Çoluk çocuk yedi sülalesini umreye götürenler var buna karşı karar alınabilir. O paralar fakirlere verilebilir.”
İkinci cümlesindeyse Ehli Sünnet’in büyük alimi İmam’ı Azam’dan bir nakil yaparken, “Ebu Hanife, 54 kez hacca gitmiştir. 3 ay gidiş, 3 ay dönüş 6 ay boyunca yollarda sorulan sorulara fetva vermiştir!”
***
Çelişkiyi sanırım fark ettiniz!
İmamı Azam’ın, yaşadığı çağda herkes konfor ve rahat içinde miydi…
Ki, 54 yıl boyunca her hac döneminde yollara düşmüş ve meşakkatli yolculuklarla Mekke’ye-Medine’yi ziyar etmişti İmam’ı Azam!
Popüler hocamızın çelişkili, ikircikli trübüne oynayan popülist ifadelerle dolu cümlelerini buraya bırakıyoruz.
Ve size 7 Mart 2025 Cuma günü Mekke’de yaşanan olağanüstü hadiseyi hatırlatıp,Hicaz’daki izlenimlerimizi aktarmak istiyoruz.
RAMAZAN’DA MESCİD-İ NEBEVİ VE BEYTULLAH’TA OLMAK
Nasip oldu, bu yıl Ramazan ayının ilk haftasını Hicaz’da geçirdik. Önce Medine, sonra Mekke’ye ulaştık.
Efendimiz’in başucunda huzura durduk. Namaz kıldık. Dua ettik.
Medine’nin sekinet ikliminde, iftar ettik. Dünyanın türlü türlü ülkelerinden gelen Müslümanlarla Mescid-i Nebevi’de saf tuttuk. Hemhal olduk.
Mekke’ye vardığımızda, Allah’ın üzerimizdeki hakkı olan umremizi yaptık.
Harem-i Şerif’te kalbimizi yönelttiğimiz Beytullah’ı selamladık. Tavaf yaptık.
Hacer annemizin İsmail aleyhisselama bir yudum su bulmak için çırpınarak koşuşturtuğu Safa-Merve arasında say yaptık.
***
Suudi Arabistan’ın özellikle Muhammed bin Selman’ın veliaht olmasıyla birlikte başlattığı süreçte umre ziyaretini yılın neredeyse tamamına yayması ve yeni düzenlemeler nedeniyle, yüz binlerce Müslüman’ın akınına uğradığını biliyorduk.
Ama hac günleri dışında Medine ve Mekke’yi hiç bu kadar kalabalık görmemiştik.
İşte tam da bizim umre yaptığı günlerden biri olan 7 Mart 2025 tarihinde Kabe hınca hınç doluydu.
Ve Suudi yetkililer o gün bir rekorun kırıldığını ilan etti.
Harem-i Şerif’e yerleştirilen hassas sensörlerle yapılan tespit ile tam 500 bin Müslüman o gün umre yapmıştı.
Bugüne kadar kayıtlara geçen en yüksek rakam.
***
Suudi Arabistan’ın Haremeyn İşleri Genel Başkanlığı’nın yaptığı açıklamada, geliştirilen hassas sensörler sayesinde, Harem-i Şerif’te ibadetler daha güvenli ve sağlıklı bir şekilde gerçekleşiyor. Kalabalık yönetimi optimize ediliyor.
Sürekli kameralarla takip edilen Harem-i Şerif’te giriş ve çıkışlar, mescidlerdeki doluluk oranları, mataf alanı ve diğer katlardaki yoğunluk tespit edililip görevlilerle anlık iletişim kuruluyor.
Böylece, yüzbinlerce ziyaretçinin bir izdiham yaşamadan, sağlıklı bir şekilde ibadetini tamamlaması sağlanıyor.
Bir ayrıntı daha verelim. Bundan 7-8 yıl önce Hicaz’a gidenlerin, Mescid-i Nebevi ve Beytullah’taki görevlilerin davranışlarının kötülüğünden şikayet ettiğini biliyoruz. Yeni uygulamalarla birlikte, görevlilerin niteliği de değişmiş. Artık ziyaretçilere çok daha nezaketli davranan, daha eğitimli görevliler, hizmet ediyor.
KABE, İÇİMİZİN AYNASI, SILAMIZ, BAŞLANGIÇ VE BİTİŞİN İÇ İÇE GEÇMİŞ HELEZONİK RİTMİN MERKEZİ
Biz de o gün, o kalabalığın içinde yerimizi aldık. Umremizi yaptık.
Kabe, insanın aynası. Kabe müminin sılası. Kabe İslam’ın kalbi. Merkezin merkezi. Başlangıç ve bitişin iç içe geçmiş helezonik hali.
Ritmin kalp atışı. Kalbin, kalbi!
***
O halde, Kabe’yi Müslümanların yeryüzündeki sılası, Efendimiz’i sevgililer sevgilisi olarak bilirsek…
Yol bulan, imkan bulan, fırsat bulan her Müslüman’ın hac yapması, umre yapması kadar doğal ve güzel ne olabilir?
***
Muhatabına Not:
Başta sözünü ettiğimiz hocaefendiyi dinlerken, Kuran-ı Kerim’in iki ayetini hatırladık, onları da da kayıtlara geçirerek bitirelim.
Birincide diyor ki Allah (cc), “Ey iman edenler neden yapmadıklarınızı söylersiniz!” (Saff, 2)
İkincide diyor ki, “İnsanlar içinde haccı duyur. Gerek yaya, gerekse uzak yollardan derin vadilerden yorgun düşmüş binekler üstünde sana (Kabe) gelsinler!” (Hacc, 27)
Bilmem anlatabildik mi?
Yorumlar28