İsrail medyası: Türkiye İran değil! Askeri gücü ve enerji kozu Tel Aviv'i korkuttu
İsrail'in önde gelen yayın organlarından Ynet'te yayımlanan analizde, Ankara'nın sahip olduğu caydırıcı gücün Tel Aviv yönetimi için göz ardı edilemeyecek bir risk oluşturduğu vurgulandı.
Orta Doğu'da gerilimin tırmandığı bir dönemde, İsrail basınında Türkiye'nin askeri kapasitesi ve jeopolitik hamlelerine ilişkin dikkat çekici bir değerlendirme yer aldı. Ynet yazarı Ben-Dror Yemini’nin “Erdoğan’ın Türkiye’si İran değil, ancak İsrail uyarı işaretlerinin görmezden gelemez” başlığıyla kaleme aldığı analizde, Türkiye'nin askeri gücü ile enerji koridorundaki kritik rolü ele alınırken, Tel Aviv'in Ankara karşısındaki çaresizliği ve alternatif planlarının bulunmayışı açıkça itiraf edildi.

KÜRESEL ATEŞ GÜCÜ ENDEKSİNDE TÜRKİYE’NİN YERİ
Analizde, Türkiye'nin askeri kapasitesinin küresel ölçekteki yeri ve İsrail ile İran'a kıyasla sahip olduğu üstünlük şu sözlerle ifade edildi. Yemini analizde, “Türkiye, askeri gücün en yaygın kullanılan ölçütlerinden biri olan Küresel Ateş Gücü endeksinde dünyada dokuzuncu sırada yer alıyor. İsrail 15., İran ise 16. sırada. Bize, güçlü bir orduya sahip bölgesel bir güç olan Türkiye'ye bu nedenle çok dikkatli yaklaşılması gerektiği söyleniyor. İsrail'in zaten yeterince cephesi var ve bir yenisine ihtiyacı yok.”
TÜRK ORDUSU İRAN ORDUSUNA BENZEMEZ!
İsrail'in mevcut askeri ve siyasi stratejilerini eleştiren analizde, Türk ordusunun yapısı ve disiplini ile İran ordusundan tamamen ayrıştığına dikkat çekildi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin modern savaş yetenekleri, köklü askeri disiplini ve NATO üyesi bir devlet olarak sahip olduğu küresel meşruiyet, onu bölgedeki diğer aktörlerden çok daha farklı bir konuma yerleştiriyor. İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü yıpratma stratejilerinin ya da asimetrik mücadele yöntemlerinin Türkiye karşısında hiçbir geçerliliğinin olamayacağı belirtilirken, Türk ordusunun caydırıcılığının Tel Aviv için çok daha büyük bir askeri risk barındırdığı ifade ediliyor.

SAVAŞ KAÇINILMAZ OLURSA ERDOĞAN’IN YAPACAKLARI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dış politika vizyonuna da değinilen analizde, Ankara'nın bölgesel istikrarı korumak adına doğrudan bir savaştan kaçındığı ancak olası bir çatışma durumunda geri adım atmayacağı vurgulandı. Erdoğan liderliğindeki Türkiye, bölgedeki barış ve dengenin korunması için diplomatik kanalları sonuna kadar kullanmayı tercih ediyor. Ancak bu barışçıl yaklaşım, bir zafiyet göstergesi olarak yorumlanmamalıdır. Analistler, eğer İsrail'in saldırganlığı Türkiye'nin kırmızı çizgilerini aşar ve bir savaş kaçınılmaz hale gelirse, Erdoğan'ın ve Türk ordusunun elindeki tüm askeri ve stratejik imkanları sonuna kadar kullanmaktan ve İsrail'e karşı en sert yanıtı vermekten asla çekinmeyeceğini belirtiyor.
![]()
DEVASA BİR GÜÇ: TÜRK ORDUSU
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun izlediği politikalar, ülkenin geçmişteki liderleriyle kıyaslandığında çok daha tehlikeli bir boyuta ulaştığını ifade ederken Herzog dönemi örnek verildi. Önceki İsrail başkanlarının daha temkinli ve dengeli yaklaşımlarının aksine, Netanyahu hükümeti tamamen saldırgan, yayılmacı ve savaş yanlısı bir çizgi izliyor. Bu durum, İsrail'i bölgede giderek daha fazla izole ederken, komşu ülkelerle ve bölgesel güçlerle olan gerilimi de geri dönülemez bir noktaya taşıyor. Netanyahu'nun bu kontrolsüz ve provokatif adımları, sadece İsrail'in güvenliğini tehlikeye atmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye gibi devasa bir askeri gücü de doğrudan karşısına alma riskini doğuruyor.

İSRAİL’DEN İTİRAF GELDİ: GERÇEK SORUN YAHUDİ DEVLETİ
Türkiye'nin diplomatik alandaki sert ve kararlı duruşu, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın açıklamalarıyla bir kez daha gözler önüne serildi. Analizde, Fidan'ın uluslararası arenadaki yankı uyandıran sözlerine şu şekilde yer verildi: Ankara'da düzenlenecek NATO liderler toplantısı öncesinde Fidan, “İsrail insanlığın artık taşıyamayacağı bir yük” olarak nitelendirdi. Analizde dikkat çeken bir diğer nokta ise, gerçek sorunun Yahudi devleti olduğunun itiraf edilmesi oldu. “Bu söylemin benzerleri son yıllarda defalarca duyuldu. Bu dünya görüşüne göre, şiddet ve yıkıma girişen İslamcı hareketler temel sorun değil. İran ve terörist vekilleri de değil. Sorun, Yahudi devletinin kendisi oluyor”
İSRAİL'İN ENERJİ YAŞAM HATTI TÜRKİYE'NİN ELİNDE
Türkiye'nin elindeki en büyük kozlardan birinin de İsrail'in enerji bağımlılığı olduğu itiraf edilen analizde, Ceyhan limanının hayati önemine değinildi. İsrail'in bu konuda hiçbir alternatifinin bulunmadığı şu çarpıcı ifadelerle aktarıldı: “İsrail'in petrol arzının önemli bir kısmı, özellikle Azerbaycan ve Kazakistan menşeli ham petrol, Türkiye üzerinden geçerek Ceyhan limanından İsrail'e ulaşıyor. Dolayısıyla Erdoğan ve Fidan, İsrail'in enerji yaşam hattının önemli bir bölümünü kontrol ediyor. İsrail, Türk enerji koridoruna alternatif bir plan hazırladı mı? Cevap hayır.”