28 Şubat zulmü! TSK'dan atılan askerlerin anlattıkları şok eden boyutta

Türk siyasi tarihine 'Postmodern darbe' olarak geçen 28 Şubat 1997'deki MGK toplantısı, ülkede kara leke olarak yerini aldı. Tam bin 635 personel TSK'dan bahane üretilerek atılırken mağdurların yaşadığı zulümler şok edici boyuttaydı.

28 Şubat zulmü! TSK'dan atılan askerlerin anlattıkları şok eden boyutta
28 Şubat zulmü! TSK'dan atılan askerlerin anlattıkları şok eden boyutta
GİRİŞ 28.02.2025 00:48 GÜNCELLEME 28.02.2025 00:59
Bu Habere 104 Yorum Yapılmış

28 Şubat sürecinde namaz kıldıkları, oruç tuttukları yada ailesinde tesettürlü kadınlar olduğu için binlerce asker fişlendi ve ‘irtica’ ile ilişkilendirildi. Bu süreçte tam bin 635 personel, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden atıldı, 2 bin 500 personel de emekliye sevk edildi. İşsiz kalan askerler kamu kurumlarına alınmadı, özel sektörde de iş bulmakta zorlandılar. Bu askerlerden pazarda çorap satarak geçinmeye çalışanlar oldu. Birçoklarının maddi durumlarının yanı sıra psikolojileri de bozuldu. İşte o hikayelerden sadece bir kaçı:

"BAZI ARKADAŞLARIMIZDAN İNTİHAR EDENLER OLDU"

28 Şubat sürecinde Kırklareli'nde Astsubay Başçavuş olan Hakan Irmak, 2015 yılında İhlas Haber Ajansı’na verdiği röportajda, "İşten ayrıldıktan sonra, devletten bir maaş alamıyorsun. İkramiyemiz verilmedi. Sokakta kaldık. Belirli bir gelir düzeyim vardı. Çırılçıplak ortada kaldık. O anda iş aramaya başlıyorsun ama o zamanlarda artık vatandaşlar bize mimli gözüyle bakıyordu. Bize iş de vermediler. Kendi imkanlarımla bir şeyler yapmaya başladım. Çorap satmaya başladım İstanbul'da. İç çamaşırı ve çorap alıyordum toptancılardan, bunları satarak ailemi geçindirdim. Sıkıntılar bitmiyordu. Bu sefer de belediyenin zabıtaları bizleri rahat bırakmıyordu. Bu bunalımlara düşerek bazı arkadaşlarımızdan intihar edenler oldu" demişti.

"MÜSLÜMAN AVINA ÇIKMIŞLARDI"

O dönem adeta Müslüman avına çıkıldığını anlatan Irmak, şöyle devam ediyordu:

"Devlet dairelerinde, askeri cuntanın vermiş olduğu talimat doğrultusunda Müslüman avına çıkmışlardı. İnsanlar Müslüman’ım demeye ve namaz kılmaya çekiniyorlardı. Gizli ibadet edecek yerler arıyorlardı. Depolarda ibadet ediyorlardı. ‘Mescitlere gitmek yasaktır’ şeklinde talimatlar çıktı. Kışlanın içerisinde mescit vardı. Fakat oraya subay ve astsubayların girmesi kesinlikle yasaktı. Ve talimatlar kesindi. Gittiğin taktirde suç teşkil ediyordu. Bizleri atarken bile irtica kelimesini kullanarak atmaya çalışıyorlardı."

"ÇOCUKLARIMIZ DA ORDUYA ALINMADI"

28 Şubat sürecinin devamında birçok arkadaşının çocuklarının bile askeriyeye alınmadığını söyleyen Irmak, güvenlik soruşturması kapsamında kendi çocuğunun da elendiğini belirterek, "2008 yılında oğlum uzmanlığı kazandığı halde bizlerin durumundan dolayı uzmanlığa kabul edilmedi. Güvenlik soruşturmasında elendi." ifadelerini kullanmıştı.

"SECCADELERİ SAKLIYORDUK"

2016’da verdiği röportajda, 28 Şubat kararlarına müteakiben mecburen 38 yaşında emekliliğe ayrılmak durumunda kaldığını söyleyen astsubay başçavuş Eyüp Telli ise, fişlemek için kendilerinden ailelerinin fotoğraflarının istendiğini anlatmıştı. Eyüp Telli, "Bize ‘fotoğraf getirilecek’ denince eşime geldim. ‘Sen başı açık bir fotoğraf çektir’ dedim. İki tane de kızımız var, kapalı. İmam hatibe giden kızların da başı açık fotoğrafını çektirdim." demişti.

"ONLARA GÖRE KAPICI ÇOCUKLARI ÖRTÜNÜR VEYA UZUN GİYERDİ"

Eyüp Telli’nin eşi eş Hatice Telli ise, "O dönem lojmanlarda büyük sıkıntı yaşadık. Arkadaşlarımız geldiğinde seccadeleri saklıyorduk. Lojmana örtülü olduğumuz için gizlice girip çıkıyorduk. Bazı arkadaşlarımızla görüşmemizi kısıtladık. Çocuklarımız kapalı olduğu için okula giderken serviste ‘kapıcı çocukları’ diyorlardı, onlara göre kapıcı çocukları örtünür veya uzun giyerdi." diyordu.

"EŞİMİZİ ARKA KOLTUKTA GİZLEYEREK, LOJMANIMIZA GİRMEYE ÇALIŞIYORDUK"

Lojistik Astsubay Kıdemli Üstçavuş iken ordudan atılan Hakan Şimşek de, 2018’de İHA’ya yaptığı açıklamada, "Bugün havsalamızın almayacağı, bireysel ibadetten tutun da, eşinizin başörtülü olması, içki içmemesi, balo, batı tarzı bir takım sosyal faaliyetlere katılmaması gibi hususlar bile fişlenmek için yeterli sayıldı. Kişisel yaşantısından dolayı bir çok kesimle birlikte TSK’da görev yapan subay, astsubayda fişlendi, baskıya maruz kaldı. Çeşitli sorgulamalara tabi tutuluyorduk. ‘Eşinin başı neden örtülü, açsan olmaz mı?’, ’Sosyal içkili faaliyetlere de neden katılmıyorsun?’, ‘Neden içki içmiyorsun, zararlı olduğu için mi yoksa içkinin haram olduğuna mı inanıyorsun’ alt seviyede spesifik sorulara kadar iniliyordu. En travmatik yaşadığım hadise ise oturduğum lojmanlara eşimin başörtülü olarak girememesiydi. Kapıda 'eşinizin bu kılıkla içeri girmesi yasak’ deniliyordu. Neden yasak diye sorduğumuzda, ‘Emir bu şekilde’ deniliyordu. Kendi lojmanımıza taksi tutarak, havanın kararmasını bekleyerek, eşimizi arka koltukta gizleyerek girmeye çalışıyorduk. Eşlerimiz artık lojmandan dışarı çıkmak istemiyordu" demişti.

"ARKADAŞIMIZ ATILDI DİYE HANIMININ FİŞİNİ ÇEKTİLER"

Bir diğer 28 Şubat mağduru Hüsnü Can ise, 2021 yılında verdiği mülakatta şunları ifade ediyordu:

"Bir arkadaşın hanımı GATA’da kanser tedavisi görüyordu ve arkadaşımız atıldı diye hanımının fişini çektiler. Tedavi edemeyiz deyip arkadaşın hanımını geri verdiler. Hanımı dışarda sosyal güvenliği olmadığı için tedavi olamayarak vefat etti...Eşim hamile, İzmir’de askeri hastaneye kontrole gidiyoruz. Tesettürlü olduğu için ben yanımda görünmesin diye, hanımı içim yanarak ben kendim servise önden biniyorum, hanımı arkadan bindirdim. Ayrıldıktan sonra değişik yerler çalışarak askeri ücretle sigortalı veya sigortasız biraz mobilyacıda, hizmet sektöründe, giyim sektöründe, çalışarak hayatımı devam ettirdim."

"HANIMIM ÖRTÜLÜ OLDUĞU İÇİN HASTANEYE GİDEMEDİK"

28 Şubat sürecinde TSK’dan ihraç edilen isimlerden Fahri Demirel, 2021’de İHA’ya verdiği demeçte, "Biz bir yere gittiğimiz zaman üsteğmen yazmış ‘takip gerekir’ diye. Neden, ‘namaz kılıyor’ diye. Namaz kılana takip gerekir mi? Zihniyet bu. Çalıştığımız yerlerde komutanlar ve silahlı kuvvetler maalesef dindar kesimi kabul etmiyor. Dürüst isen, namaz kılıyorsan, örtülüysen 1-0 mağlupsun. Ben sicillerimi istedim 90, 96. Sicilden atılıyorum ama sicillerim 96. Bize savunma hakkı vermediler. Sorgusuz sualsiz attılar. Çocuğum daha yeni olmuştu, yeni doğan çocuğumu bile hastaneye götüremedim. Hastaneye gittiğimizde hanım örtülüydü ve kapıdan içeriye sokmadılar. Arabanın bagajına hanımını koymuş subay arkadaşımız ve üzerine battaniye örtmüş. Kendi oturduğu lojmanına sokmadılar." demişti.

ASTSUBAY İKEN İŞPORTA TEZGAHLARINDA ÇORAP SATMAYA BAŞLADI

Astsubay iken bir anda işporta tezgahlarında çorap satmaya başladığını anlatan Fahri Demirel, şöyle devam etmişti:

"1998’de ihraç edildim oradan. Ondan sonra bizim için zorlu süreç başladı. Eşim ve 3 çocuğumuz var. Bunların geçimi, kendi geçimiz için arayış içine girdik. Askerdik biz tabii o zaman, asker ne yapabilir ki? Vatanı savunmaktan başka. Piyasa farklıydı ve iş arayıp işportacılık yaptık. Hatta hanım Allah kendisinden razı olsun, çorap makinesi aldı ve onun kursunu gördü. 24.00’e kadar elle çorap örerdik. Hanım dikerdi, ben de makineyi kullanırdım. Ertesi gün işporta tezgahlarında satardık."

KAYNAK: İHA
Erhan Ceylan Haber7.com - Editör
Haber 7 - Erhan Ceylan

Editör Hakkında

Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi'nin İşletme bölümünden mezun oldu. Yeni medyaya 2015 yılında adım attı. Yakın siyasi tarih, yönetim ve politik süreçlere olan ilgisi bu mesleğe başlamasındaki en önemli etken oldu. Sırasıyla Star, Güneş, Akşam ve A Haber'de gündem ve politika editörlüğü görevinde bulundu. Her türlü dezenformasyonun olduğu, Hakikat ötesi siyasetin (Post truth politics) yaşandığı günümüz dünyasında, tahrif edilen olguları savunmak, temiz bilgi aktarımına yardımcı olmak ve kamuoyunun dijital-medya okuryazarlığını geliştirmek üzere çaba gösteriyor. Dijital medya kariyeri Haber 7'de devam etmektedir.
YORUMLAR 104
  • ismet 19 dakika önce Şikayet Et
    Birde benim gibi meslek lisesi mezunları olup ta ağzıyla kuş tutsa alanının dışında bir bölümde okuyamayan katsayı mağduru olan kendi ülkesinde zenci muamelesi gören on binler ,yüz binler var. İşin tuhaf yanı da etrafımda bu zulmü yaşayan birçok kişinin hala bunları yaşatanların muadillerine sempati duyup, çılgınca savunması!
    Cevapla
  • Hamit 58 dakika önce Şikayet Et
    Hadi patates sogan diyip imanını satanlar. Farkinda degilsiniz ama Allah, sizi , mazlumların Tayyip için ettiği dualardan mahrum bıraktı. Amelime güvenmem. Ancak dünyadaki mazlumların Tayyip için ettiği dualarda ben ve benim gibi milyonların belki kurtuluşu vardır.
    Cevapla
  • Ubeyde 1 saat önce Şikayet Et
    Z kuşağı nerde gör bak
    Cevapla
  • Reis 1 saat önce Şikayet Et
    Evet 28 şubat olayı ve ergenokon olaylarında bir çok kimse zulüm gördü.Bazıları intihar etti bazıları işsiz kaldı.ALLAH haksız yere zulüm edenlerin,belalarını verir inşallah.
    Cevapla
  • ötekisi 1 saat önce Şikayet Et
    bu sebeple 28 şubatçı ZALİMLERİ EN AĞIR ŞEKİLED CEZALANDIRMAK ŞARTTI. bir şekil yırttılar
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Selçuk Bayraktar paylaştı! Bayraktar KIZILELMA'dan heyecan veren görüntüler
Öcalan sadece “silah bırakın” “örgütü feshedin” demiyor