Biz inanıyoruz, ahiret var, hesap var!
- GİRİŞ29.03.2025 09:33
- GÜNCELLEME29.03.2025 09:33
Biz CHP içindeki çoğunluk kesimin düşündüğü gibi, dünya ile her şeyin bittiği kanaatinde değiliz.
Özdemir İnce dün, “Ben ölünce, yakın. Dini tören istemiyorum” diyordu..
Bu adamın hangi sözüne inanabilirsiniz?
Adam her şey, dünyadan ibaret dediği an.
Her türlü kötülüğün de, eğer güçlü iseniz, yapabileceğinize de onay veriyor demektir..
Güçlü iseniz, kötülük diye bir kavram yoktur, o sizin için haktır.
Ahiret de olmadığına göre (haşa).
Tüm dünyayı kendine köle kabul et. Çal, çırp, ez.. Gücünü kullan, gününü gün et..
Onlar böyle düşünseler de..
Biz inanıyoruz ki, “zerre miktarı yapılan iyiliğin” de.. Haydi iyilik konusu bir ödül. Ödülü bir kenara koyalım.
Esas korkutucu olanı söyleyelim: “Zerre miktarı yaptığımız kötülüğün” hesabını vereceğiz.. Dünyada olmazsa, ahirette..
Güç, kuvvet, para, makam dikkate alınmadan, yapılan her kötülüğün hesabı verilecek..
Bu noktada, eleştirdiğimiz kişiler ne diyorlar, kendilerini nasıl savunuyorlar, dört gözle okuyup, “Aman bir yanlışlık yapmayalım.. Hesabını ağır veririz” düşüncesi ile hareket ediyoruz..
Bu kapsamda, “Sülün Osman” ile başladığımız tiplemenin, en son noktada yolsuzluklar için çete kuran bir örgüt lideri suçlamasına muhatap olduğu aşamada..
Kendisi ne diyor, avukatları ne diyor, medyadaki fonladığı gazetecileri ne diyor merakı ile sürekli kulak kabartıyoruz, sürekli onların savunmalarını okuyoruz..
Ama mızrak çuvala sığmıyor..
Okudukça, adamların kurdukları örgüt, daha vahşi şekilde, daha canavarlaşmış şekilde gözümüzde netleşiyor..
İBB eski Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yakın medya organlarının birisinde, bir haber..
“Ekrem İmamoğlu The New York Times’a yazdı”..
Hemen okumaya koyuluyorum.
Öyle ya, Ekrem bey hakkında yaptığımız tüm değerlendirmeler için, ahirette hesap vereceğiz.. Yanlış bir isnatta bulundu isek, Türkiye’deki gazetelerde kendisini savunmadı ama. Olsun, New York’ta kendisini savunmuş. Burdaki fonlanmış medyası da alıntılamış.. Hemen okuyalım diye düşünüyorum.. “Ben o yıllarda Türkiye’de yaşıyordum. Amerika’daki gazetede yayınlanan yazıdan haberim yoktu. Kendisi hakkındaki suçlamalara yeterli cevabı orda vermiş ama, ben bilmiyordum” savunmasının, ahirette geçerli olmadığını biliyoruz.
Biz kendimizi böyle muhasebeye çekiyoruz.. Bu mantıkla, büyük bir merakla, hemen Ekrem beyin yazdıklarını okumaya koyuluyorum:
“Ben Türkiye Cumhurbaşkanı’nın en büyük rakibiyim tutuklandım”..
Başlık, sadede ilişkin bir savunma olmadığına göre, gerisinde de işin özüne ilişkin bir savunması yoktur” ilk hükmümü veriyorum ama..
Okumaktan kendimi alıkoyamıyorum..
Bu arada belirteyim, başlığı da çarpıtma.. Daha iki yıl önce.. Ekrem’in de, Mansur’un da, Kemal’in de, Temel’in de, Meral’in de, Ali’nin de, Ahmet’in de birlikte olduğu ittifakı, Tayyip Erdoğan eze eze yendi..
Yine de es geçelim, Ekrem beyin savunmasını okumaya devam edelim:
“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sandıkta beni yenemeyeceğini anlayınca başka yollara başvurdu!”
2023’te yenmedi mi? Yendi. Olsun, yalanlara rağmen, biz ahirette vereceğimiz hesabı düşünüp, bir haksızlık etmemek için, okumaya devam ediyoruz:
“Halk, daha iyi bir gelecek ve adalet vadeden bir aday etrafında toplandı. Gözaltına alınmamla, ülkenin dört bir tarafına yayılan protesto dalgası, Türkiye halkının bu baskıya boyun eğmediğini gösterdi.”
Abi, amca.. kardeş..
Üç villaya gelsene..
BVA reklama verilen reklam ihalesinin, dönüp dolaşıp Hüseyin Köksal’a ondan Carsal şirketine, ondan da İmamoğlu A.Ş’ye nasıl geldiğini anlatsana..
Yok, bunlarla ilgili tek kelime yok.
Ama bizde de, bıkkınlık yok.. Okuyoruz, büyük bir merakla Ekrem beyin yazdıklarını:
“Mezuniyetimden 31 yıl sonra üniversite diplomamın aniden iptal edildi. Yetkililer, anayasada cumhurbaşkanı olmak için yükseköğrenim şartı bulunmasından hareketle, bunun beni yarış dışında bırakacağını düşünüyor olmalıydı.”
Abi, üçkağıt ile yatay geçiş yaptığını, bu yatay geçişin usulsüzlüğünü kendi avukatlarının bile “Çok hukuki, çok doğru bir uygulama” olarak tanımlayamadığını söylesene..
Ne yani, milyonlarca üniversitelinin hakkını çaldı isen, 31 yıl geçti diye, senin mi oluyor, o diploma?
Biz merak ediyoruz, “Murat Ongun nasıl oluyor da, 350 bin TL gelir ile 300 bin TL kirası olan Acarkent villalarında oturuyor”un izahını yapsın..
Murat Ongun Cenevre’ye ailecek kar tatiline gittiğinde, “Uludağ’da tatil daha pahalı” dediğinde, Ekrem’e de “İstanbul’da yollar kapalı kalmış. Dönmem gerekiyor mu” diye sorduğunda. Ekrem’in de “Boşver tatiline bak sen” dediği olayın bir izahını etsin..
Var mı küçücük bir izah işareti? Yok..
Hani savcılığın tutuklamaya sevk yazısında, “Tayyip Erdoğan’ın en güçlü rakibi idi. TCK bilmemkaçıncı maddeye aykırı davranmıştır. CMK’nın olmayan maddesine göre tutuklanması gerekir” diye bir ifade olur.
Adama yapılmayan suçlama için, niye savunma istiyorum ki, derim.
Adam hakkındaki suçlamalar, zaten rüşvet isnatları..
Yolsuzluklar. Avantalar..
New York Times’daki yazıdaki savunmalar ise, kel alaka anlatımlar..
Bir bölüm daha:
“Yıllardır Erdoğan’ın rejimi, demokratik denetim mekanizmalarını adım adım ortadan kaldırıyor. Medyayı susturuyor, seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyum atıyor, yasama organını etkisizleştiriyor, yargıyı kontrol altına alıyor ve seçimleri manipüle ediyor.”
Bre utanmaz. Bre ahlaksız..
2018 yılındaki seçimde bile, “Trafolara kedi girdi” yalanını attınız. Sonuçlardan şüpheli olduğunuzu söylediniz de.
Daha da, daha da diktatörleşiyor dediğiniz cumhurbaşkanının yönetimindeki Türkiye’de, 5 yıl sonra girdiğiniz, kendinizin de cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olduğunuz seçimde, tek kelime ile “seçimde hile vardı” diyemediniz..
Erdoğan sizi, hepinizi, eze eze yendi..
Siz kalkmışsınız, “Sürekli kötüye gidiyoruz.. Yönetim her geçen gün daha kötüleşiyor, tek elde toplanıyor” diyorsunuz..
Yazıyı hızla okumaya devam ediyorum..
Uyduruk önseçimden bahsediyor.
Hayatının tamamında değil 1.5 milyon, belki iddialı olacak ama, 100 bin TL’lik belgeli bağışını gösteremeyecek çapta bir avukatın, İBB kontrolünde oluşturulan ve PKK bağlantılı bir sözde STK’ya, büyük ihtimalle para aklamak için yapılmış 1.5 milyon TL’lik bağışı, hemen her ay, her avukatın yaptığı sıradan bir bağış gibi gösteriyor..
Yalancısın Ekrem.. Sahtekarsın Ekrem..
Avukatın da yalancı. Doğru konuşuyor ise, çıksın hayatı boyunca yaptığı bağışları göstersin de, ikincisi var mı, görelim.. Varsa, o da İBB kaynaklı mı, değil mi görelim..
Yazının sonuna geldik.
Hâlâ 2 milyar TL’lik üç villayı 15 milyona nasıl aldığı açıklanmadı..
Yalancısınız beyler. Sahtekarsınız efendiler.. Suçlarınız belgelendi..
Tekbaşınıza değil, ekibinizle birlikte tarihin çöplüğüne gömüleceksiniz..
Bizim mahalleden gibi görünenlere de bir hatırlatma yapalım.
Diyorlar ki, “Ekrem’i eleştirerek büyütüyorsunuz.”
Affedersiniz, biz Ergun Göknel’i de eleştirdik. Göknel büyümedi, çünkü rüşvet almıştı..
Biz, batık bankacıları, Yahya Murat Demirel’i, Korkmaz Yiğit’i, Ali Avni Balkaner’i.. Cem Uzan’ı da eleştirdik..
Bunların hiçbirisi, büyümedi, büyüyemedi, büyümesi mümkün değil..
Bir kişi, haksızlığa uğrar, ona yönelik suçlamalar yalandır, yaşadığı mağduriyet büyümesine sebep olabilir.
Ama yapılan suçlamalara cevap bile veremeyen adam için, “Büyür” denilerek, eleştiriden korumaya matuf kalkanlar oluşturma girişimleri, iyiniyetli yorumlar değil, hırsızlığın ortaklığının sonucudur..
Hırsıza, hırsız demek onu büyütüyorsa..
Ahirette biz hesabımızı veririz, “Biz hırsızı gizlemedik. Ama o büyüdü. Bizim görevimiz, hakkı haykırmaktan ibaret” der, sınavı geçeriz..
Yeni Akit
Yorumlar8