Akıl tutulmasından çıkmaz sokağa bir siyasi tıkanma klasiği
- GİRİŞ03.04.2025 08:59
- GÜNCELLEME03.04.2025 10:26
Olağanüstü günlerden geçiyoruz.
Cumhuriyet tarihinin görülmemiş zorbalıklarıyla karşı karşıyayız. Bir meselenin doğru ve yanlışlığına hüküm vermek üzere yetişmiş yargı mensupları akla hayale gelmeyen yollarla mahkûm edilmeye çalışılırken yakın tarihimizin en büyük soygunlarından birini yapmakla suçlanan birtakım zanlılar koruma kalkanı altına alınıyor.
Ne büyük bir akıl tutulması bu.
Üstelik bunun için kanı deli-dolu akan gençler kullanılıyor. Onların tertemiz duyguları istismar ediliyor. Bu meselede bugüne kadar görülmemiş türden mahalle baskıları yapılıyor. Dışlama ve ötekileştirmenin bütün tonları acımasızca uygulanıyor.
Okumaya ve alanında kendini en iyi şekilde yetiştirmeye yönlendirilmesi gereken öğrencileri sokağa sürmek, çıkmaz sokak sendromuna tutulmaktan başka nedir ki?
Al birini vur ötekine. Bütün bunlar yetmemiş olacak ki yerli ve milli mallara boykot çağrısı yapılıyor. Nefret ve ayrımcılıkta sınır tanınmıyor. Güzel Anadolu’muzun insanları bu yolla kin ve düşmanlığa tahrik ediliyor. Üstelik bu çağrıya uymayanlar bir bir fişleniyor. Bununla da yetinilmiyor, boykot çağrıları yeşil sahalara kadar uzanıyor, oradan televizyon ekranlarına sıçrıyor, sonrasında alış-veriş merkezlerini kapsama alanına dahil ediyor. Sonrasında ise ver elini şiddet…
Böyle akıldışı bir çağrıyı kim, hangi saikle yapar?
Oldu olacak her eve, işletmeye, taksiye, markete ve hatta insanların alnına siyasi görüşünü belirten bir tabela asmayı zorunlu hale getirelim de yanlışlıkla farklı mahalleden kimselerle muhatap olmayalım!!! Öyle mi? Bizi Batı’nın Ortaçağ karanlık günlerine döndürmek mi istiyorsunuz. Buyurun lütfen. Siz orada istediğiniz kadar kalabilirsiniz. Biz Anadolu kültürünü, hoşgörüsünü, misafirperverliğini, birlik-beraberliğini ve diğerkâmlığını yaşamaya ve tavsiyeye devam edeceğiz.
Anadolu insanının emeğini boykot etmekten daha büyük bölücülük, gericilik, akılsızlık, kültürsüzlük, ötekileştirme ve çağdışılık olur mu?
Toplumun her kesimini siyasallaştırmak ve bu toplumu bölmek kimin işine yarar? Bizim işimize hiç yaramayacağına göre bu durum kimin ekmeğine yağ sürer acaba? Hiç düşündük mü? İnsan, bindiği dalı niçin kesmeye yeltenir? Seyahat ettiği geminin zeminini delmek için ortalığı velveleye verene ne denir?
Merakımı mazur görün. Böyle bir boykot çağrısı yapanlar bu ülkenin ekonomisi çöktükten sonra ne gibi bir kazanç elde edecekler acaba?
Ağızlarını her açtığında özgürlükten, adaletten, hak ve hukuktan bahsedip AK Parti'nin sözüm ona siyasi despotluğu ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın baskıcılığından dem vuran çevrelerin bunu yapması ise başka bir garabet.
Öyle ki bu çevrelerin bugünlerde kendi fenomenlerinin, sanatçı ve taraftarlarının sessiz kalmasına bile tahammülleri yok. Söz gelimi boykot çağrısına destek vermeyen ve paylaşımda bulunmayanlara karşı hemen bir mahalle baskısı oluşturuyorlar. Niçin tepki göstermediler? diye vakit geçirmeden fişlemeye başlıyorlar. Onların eliyle emeğiyle ortaya koydukları programları iptal ettiriyorlar. Öyle pervasız bir mahalle baskısı uyguluyorlar ki bütün yandaşların aynı şeyi düşünmesini, aynı kalıpta, aynı sözlerle tepki duymasını arzu ediyorlar. Sözde özgürlükçü olmaktan bahseden bu tayfa, böylesine çağdışı tutumlarıyla faşizmin yeni çağ destanını yazıyor adeta.
Çözüm yakıp yıkmakta değil daha iyisini yapmakta aranmalı.
Ülkesinin yarınlarını düşünenlerin tavrı boykottan, yakıp yıkmaktan ve hukuksuzluğu meşru hale getirmekten yana değil her şeyin daha iyisini yaparak insanların güveninin kazanmaktan geçer. Bugün yerli ürünler boykot ediliyor, milli ekonomimiz hedef alınıyor. Topyekûn ülkemizin kazanımları sarsılmaya çalışılıyor. Bile isteye bu aziz milletin değerlerine ve emeğine kastediliyor. Ülkemizin öz sermayesine, alın terine ve üretimine saldırmak, bunlara düşmanlık beslemek siyasi yaklaşımdan öte tam bir akıl tutulmasıdır.
Milletimiz, kendi emeğine sahip çıktı ve çıkmaya devam edecektir.
Özgürlük ve tam bağımsızlık yolunda bu millet pek çok bedel ödedi ve ödemeye devam ediyor. Bu uğurda canından geçen bir millet bugüne kadar emeğini zayi etmek isteyen dahili ve harici çevrelere asla pirim vermedi ve bundan sonra da vermeyecektir. Öyle inanıyorum ki milli yapımıza ve milli ekonomimize zarar verecek her türlü çağrıyı ve boykot söylemlerini sağduyusuyla boşa çıkaracaktır.
Mürsel Gündoğdu/Haber7
murselgundogdu@gmail.com
Yorumlar16