Ece Gürel… Bir Mutsuz Hanımefendi!

  • GİRİŞ11.03.2025 08:33
  • GÜNCELLEME12.03.2025 08:45

“Okumuş, yazmış, iş hayatına atılmış, kariyer yapmış, ayakları üzerinde durabilen kadınlar sınıfında yer bulmuş” bir Hanımefendi,  meçhule yürüdüğü ormanda kayboldu.

 Günler sonra “donmak üzereyken” bulundu.

Hepimiz sevindik.

Yoğun bakıma alınan Ece Hanımefendi’nin sağlığına kavuşması için dualar ettik.

Olmadı.

Hastaneden acı haber geldi.

Allah rahmet eylesin.

Mekânı cennet olsun.

Merhume Hanımefendi, Orman’a gittiği günün gecesinde sahura kalkmış.

O gün oruçluymuş.

Bu güzel hâli, cennet yolculuğundaki azığı olur İnşaAllah.

*

Merhume’nin kaybolmasına dair haberlerde birçok “şüpheli” noktanın altı çizildi.

O şüpheler “yargı”nın konusu.

Bir şeyden eminiz ki…

 Merhume büyük mutsuzluklar, huzursuzluklar içindeymiş.

Evinde, işinde aradığını bulamamış…

Aradığı desteği, sevgiyi, ilgiyi görememiş…

Ruhunu daraltan tavırlarla karşı karşıya kalmış.

Bunların ne kadarında haklıdır, ne kadarında değildir bilemeyiz.

Ortada sıkıntılar varsa mutlaka sebepler de vardır.

Mutsuzluk, huzursuzluk.

Son vakitlerde bu duyguların pençesindeki insanlarla o kadar sık karşılaşıyorum ki…

Misal:

Geçtiğimiz günlerde, yazımı hazırlamak için masamın başına geçmeye hazırlanırken bende kayıtlı olmayan bir numaradan arandım.

İçimden geldi, telefonu açtım.

“Serdar Abi sen misin?” diye ağlayan bir Beyefendi.

“Evet, benim!” dedim.

Hüngür hüngür ağlayarak “İntihar etmek istediğini” söyledi.

Beyefendi öğretmenmiş.

O gün, okulda nöbetçi öğretmen olarak görev yapıyormuş.

Kuytu köşelerden birine geçmiş…

Kimsenin sesini duyamayacağı bir yerdeymiş.

“Bir boşanma davam var, yıllardır uğraşıyorum, elimde avucumda ne varsa gitti. Çocuksuz, evsiz, barksız kaldım, bir dolu da borca girdim! İntihar etmeyi düşünecek noktaya geldim!” dedi Öğretmen.

Öncelikle “intihar fikrinden” vazgeçirmeye çalıştım.

Teselli verdim.

Ardından, avukatının ismini ve telefon numarasını istedim.

Benden haber beklemesini söyleyip avukatını aradım.

Gerçekten de “6284 çeşit derdi varmış!”, intihar etmeyi bile düşündüğünü söyleyen Beyefendi’nin.

Avukatıyla uzun uzun görüştükten sonra Öğretmen’e döndüm.

Beni her sıkındığında arayabileceğini söyledim.

Psikolojik destek alması gerektiğini söylemek istedim, çekindim, vazgeçtim.

Size sorayım kıymetli okuyucularım:

Siz hiç intihar etmeyi düşündünüz mü?

Hayatınızın herhangi bir anında, bunaldığınız sıralarda bunu düşündünüz mü?

Ben uzun yıllar önce, İslam’la müşerref olmamdan önce düşündüm.

Hatta uygulamaya da geçirdim!

Allah yardım etti; hastaneye kaldırıldım, midem yıkandı, kurtuldum.

O günlerde bir boşluk vardı içimde.

Mutsuzdum.

Annem babam beni bir “çocuk yuvası”na bırakıp gitmişti.

Aradan yıllar geçmişti ama halleri değişmemişti.

Sevgisizlikleri, ilgisizlikleri, vurdumduymazlıkları canıma tak etmişti.

O günkü zavallı aklımca,  içlerine acı düşürmek ve böylece her ikisinden de intikam almak için “en kolay yolu” seçmiştim!

Sonra…

Bazı güzel vesileler oldu…

Rabbim’in “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur!” emrine sığındım.

Dertlerim büyüdü ama sıkıntılarım küçüldü.

Dert etmelerim küçüldü.

Bir ara kalbimin iyice ferahladığını hissettim.

Sonra sonra…

Politikayı epeyce yakından tâkip eder konumda buldum kendimi.

İş, güç, gidişât beni oraya sürükledi.

Politikacıları tâkip ettikçe onlardaki halleri, dönüşleri gördükçe…

Maneviyâtım sarsıldı.

Zaman zaman “adalet” duygusundan kopuşlar yaşadım.

Adeta “karakter aşınması”na uğradım!

Adalet, merhamet duygularımda aşınmalar oldu.

Bazı topluluklara karşı, (son derece anlaşılır sebeplerle gelişen) kinimin nefretimin beni “adalet” duygusundan uzaklaştırmaya başladığını gördüm.

Yeniden Kur’an ve Sünnet’e yönelmeye çalıştım.

Kendimi, kalbimi toparlamaya uğraştım.

Yine vesileler oldu.

Büyük dertler geldi üst üste.

Benden bin kat dertli olanları gördüm.

Onlardaki tevekkül duygusunun derinliğine hayranlık duydum.

Hem hayret ettim, hem de hayran oldum.

Şimdi…

Merhume Hanımefendi Ece Gürel’i ve ağlayarak intiharı düşündüğünü söyleyen Öğretmen Beyefendi’yi en iyi anlayabilecekler arasındayım.

Biri çareyi astroloji, spiritüalizm, meditasyon gibi “tuhaf” alanlarda aramış ama haliyle bulamamış…

Nefes alabilmek için kendisini yutan ormana sığınmış...

Diğeri ise intiharı çıkış yolu olarak görecek noktaya gelmiş.

Yok hayır.

Bunlar “doğru yollar” değil.

Çıkış yolu belli.

Kalpler ne parayla, ne pulla, ne makamla, ne şöhretle şanla huzur bulur.

“Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”

*

Merhum İstiklâl Şairimiz’in işaret ettiği yol:

Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol,

Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.

*

Ben bugüne kadar nice güçlü görünen insanlar tanıdım.

Nice ultra zenginle tanıştım.

Ayakları üzerinde durabilmekle övünen “koca koca kariyerler yapmış” hanımefendiler tanıdım.

Gördüm ki…

Bunların hepsi, ulaşıldıktan kısa süre sonra anlamını kaybeden, insanları yeni arayışlara iten dönemlik hazlar.

Zenginlik,  mutluluk ve huzur vermiş olsaydı eğer dünyanın en mutlu, en huzurlu insanları en zenginler arasından çıkardı.

Bizler fakiriyle zenginiyle bir şeyleri arıyoruz

Neleri aradığımızı bulana kadar da ömür gelip geçiyor.

Sezen Aksu’nun bir şarkısı var…

Diyor ki orada:

“Hiç aç, susuz yaşamadım ki,

Hiç parasız, pulsuz kalmadım ki,

Hiç aşksız sevgisiz olmadım ki,

Neden, neye, kime bu özlem?”

*

Sezen Aksu, aradığını bulabildi mi bilmem ama…

Ben buldum!

Şimdilerde bulduğum güzelliklerin içlerini doldurmaya çalışıyorum.

Yorumlar32

  • Doğrucu Davud 2 hafta önce Şikayet Et
    Büyüklerimizden birinin sözüydü " İslamda hiç bir kötülük İslam dışında hiç bir iyilik yoktur " Yani iki dünyada da saadet İslamdadır !..
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • D. Emin Bilge 2 hafta önce Şikayet Et
    Teşekkürler Serdar Bey. Çok güzel empati yapmışsınız ve dertlilere yol göstererek; “Bu da geçer ya hu!” Diyorsunuz.
    Cevapla
  • 1453 2 hafta önce Şikayet Et
    İslamın bütün iyilik ve güzelliklerin dışlanıp laik eğitim sisteminin normal sonucu; uçurum !..
    Cevapla Toplam 4 beğeni
  • Derya Genç 2 hafta önce Şikayet Et
    Ben bugüne kadar nice güçlü görünen insanlar tanıdım. Nice ultra zenginle tanıştım. Ayakları üzerinde durabilmekle övünen “koca koca kariyerler yapmış” hanımefendiler tanıdım. Gördüm ki… Bunların hepsi, ulaşıldıktan kısa süre sonra anlamını kaybeden, insanları yeni arayışlara iten dönemlik hazlar.
    Cevapla Toplam 4 beğeni
  • İzmirli öğretmen 2 hafta önce Şikayet Et
    Ümmetimin ömrü 1500 yılı pek geçmeyecek. H. Ş.
    Cevapla Toplam 4 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat